Sayfalar

17 Nisan 2017 Pazartesi

Booktube vs Bookblogging

Selam ! Eh,bugün tatil bir blog girmesem olmazdı dedim😊 (bu blogu önceden yazdım ve bugün atıyorum çaktırmayın😄

 Neyse mesele büyük hemen konuya geçeyim.😄

 BookTube ve Bookstagram gibi yeni  platformlar hız kazanırken, eski moda baskı blogları biraz modadan düşmüş gibi görünüyor.


Şimdi, beni yanlış anlamayın, Bookstagram'ı bizzat sevmeyi başardım; Kitaplarımın fotoğraflarını çekip oradaki topluluğa katılmaya bayılıyorum. BookTube'ya aşina değilim, ancak  birkaç tane Booktuber izliyorum ve çok eğlenceli görünüyor (zor iş olmasına rağmen).

BookTube topluluğuna aitmiş gibi hissetmiyorum ama bu harika,YouTube milyonlara erişim sağlıyor ve milyonların tek tıkla tüm mimiklerime ulşaması beni biraz ürkütüyor.



Kitap bloglarının son birkaç yılda kaymış olması beni biraz üzdü. Günümüzde blog yazımından tamamen vazgeçip geri adım atan birçok insan var ve her ne kadar daha yeni blog yazarları olsa da eskisi gibi bağlı hissetmiyorum.Öte yandan Booktube kendini sürekli diri ve taze tutmakta.İnsanlar da okumayı değil izlemeyi daha çok seviyor.


Bunun yanında bir blog yazısı bir veya  iki saatini alırken bir youtube videosu dört veya beş saatinizi alıyor.

Blog'da yazma kabiliyetinizi geliştiriyorsunuz,YouTube'de konuşma.

Ayrıca blogdan para kazanamıyorsunuz.Eğer yıllardır bu işteyseniz durum biraz değişir tabii.Ama YouTube'de ne zaman katılmış olmanız pek önemli değil.Keşfedilirseniz dolarlar alır başını gider.


Ama unutmayın ki ; YouTube her ne kadar karlı bir yatırım olsada kitap videoları aynı büyüklükte bir kara sahip değil.

YouTube'nin -bence- en büyük tehlikeside yüzünüzün tamamen açıkta olması. Size küçük bir örnek vereyim ;Berkcan Güven'i muhtemelen duymuşsunuzdur.Vine çekerken YouTube'ye atıldı.Hatta yakından takip ediyorsanız yakın bir zamanda hesabı arka arkaya üç kere çalındı.Tabii herkes işin şakasında. ''Ya bu kadarıda fazla''falan deniyor.Sonra Berkcan bir röportajında olayı anlatıyor ve herkes şok.Size kısaca özet geçeyim ;Youtube'de kafanız hareket ediyor ve bu görüntülerle oynanarak canlı bir görüntü elde edilmesi mümkün.İnstagram'da birkaç küçük hareketle şifre veri tabanına ulaşıyorsunuz sonra İnstagram sizden görüntünüzü istiyor.Şifrelere erişim için yüzünüzü göstermeniz gerekiyor.Alınan bu görüntülerleri İnstagram anlık olarak algılıyo ve ta-da hesap elinizde!

Ama blogda böyle bir durum söz konusu değil.Siz istemedikçe kimse yüzünüzü göremez.

Birde Youtube daha geniş kitlelere ulaştığı için yayınevleri genelde Booktuber'lere kitap gönderiyor.

Öte yandan iyi bir Booktuber olmak istiyorsanız sağlam bir kameraya ,iyi ayarlanmış ışık açılarına ,tripodlara,edit programlarına -ki kaliteli bir edit yapmak istiyorsanız genelde ücretli oluyor-vb şeylere ihtiyacınız oluyorken blog yazmak için bir telefon bile yeterli.

İkisi için ise iyi bir Türkçe şart.Dil bu mecralarda oldukça önemli.

Ben yazmaktan,düşüncelerimi bilgisayar ortamına aktarıp sizlerle paylaşmaktan oldukça keyif alıyorum.Bu yüzden ben Blog kullanıyorum.

Peki siz bu ikisinden birini tercih edecek olsanız hangisini tercih ederdiniz? Booktube mi ?Bookblogging mi ? Yorumlarınızı benimle paylaşın 💙💜

*Ben Bookblogging değilim. Bookbloggingler kitap temalıdır ama ben film,dizi ve güncel haberleride ele alıyorum.

 Kendinize iyi bakın 😚
Yayını +1'lemeyi unutmayın 💓

Hadid Kardeşler ➡ http://loveraxx.blogspot.com.tr/2017/04/hadid-kardesler.html
İğdeli Park ➡http://loveraxx.blogspot.com.tr/2017/04/igdeli-park.html
MishaPM'in Askeriyiz!➡http://loveraxx.blogspot.com.tr/2017/01/mishapmin-askeriyiz.html

İnstagram : love_raxx



Buraya kadar okuduysanız yoruma ''tükenmez kalem''yazın sjsjsj önümde tükenmez kalem varda😆.Kaç kişiyiz bilelim canım👋


5 Nisan 2017 Çarşamba

-İğdeli Park

                                       İĞDELİ PARK KİTAP YORUMU :



Yeniden merhaba,bugün sayfalarının sıcaklığı içime işleyen bir kitaptan bahsedeceğim size ;Selma Bayram'dan ''İğdeli Park''.

İğdeli Park bize 1928-1931 Türkiye'sini ve unutulmayacak bir aşk hikayesini sunuyor.

Kitabın konusuna gelirsek ;Müjgan,İngiltere'de yaşama tutunmaya çalışan bir Türk kızı.Annesinin hastalığı üzerine Ankara'ya kısa bir dönüş yapıyor ve tam bu sırada annesi vefat ediyor.

Müjgan üzüntüsüyle bir kenara çekiliyor ve kendini toparlamak adına bir süre daha Ankara'da bulunuyor.Tam kararını vermiş İngiltere'ye dönecekken annesinin sandığından çıkan Osmanlıca yazılar Müjgan'ın Kenan ile yollarının kesişmesine vesile oluyor.

Kenan'ı ilk gördüğünde içini kaplayan o sıcaklık sanki Müjgan'dan gitmemek için direnircesine Müjgan'ı Taş Han'da geçmişin pencerelerinden birine götürüyor.

Müjgan'ın bilmediği Osmanlıca yazıları Kenan çeviriyor,Müjgan'da bu eşsiz sayfaları bilgisayara aktarıyor.

İşte bu sahifelerde Seydi ve Mahcube'nin aşkının yanı sıra yeni Türkiye'ninde yeni dönemlerine de bir göz atıyoruz.

Müjgan bu yazılara o kadar ilgi gösteriyor ki ; Kenan'a aşık olduğunu fark edemiyor bile.
Fark ettiğinde ise çok geç, maddi sıkıntılar ve bir takım sürtüşmeler yüzünden İngiltere'ye dönme kararını çoktan almış.Ama hisleri karşılıksız değil Kenan ,Müjgan'ını bırakma niyetinde değil.

Müjgan'a sahafta yanında çalışması için teklifte bulunuyor.Müjgan'ında maddi sıkıntısı ve Kenan'a beslediği hisler ortada kabul ediyor.

İşte bu sahafta yeniden canlanıyor Mahcube ve Seydi'nin hikayesi .Onların aşkını kağıttan okuyan Müjgan ve Kenan'da bu aşkın bir parçası olup çıkıyor.

Sayfalar çevrildikçe acı gerçekler bir kez daha yüzümüze vuruyor.Tarihimizin ne şekilde sömürüldüğü bir kez daha çığlık çığlığa haykırlıyor.

Selma Bayram'ın dili çok kuvvetli. Mahcube'nin yaşadıklarını öyle yoğun duyguyla aktarmış ki satırlara;etikilenmemek, Mahcubeyle birlikte üzülmemek elde değil.

Mahcube yaşadıklarını anlatıyor ,Müjgan'da bu olayları farklı bir açıdan yine yaşıyor.Asırlar sonra dile gelen kader diyorum ben buna.İki genç kızın iki farklı zamanda iki adamla ve iki olayla yaşadıkları anlatılıyor aslında İğdeli Park'ta...

Kitabın sonunu gerçekten çok beğendim ama size bunu yazamayacağım malum spoiler şeyleri 😄

Eğer ince ince işlenmiş aşk ve tarihle harmanlanmış bir kitap arıyorsanız İğdeli Park sizin için biçilmiş kaftan diyebilirim.Ayrıca yabancı yazar ağırlıklı kitap okuyorsanız hiç kuşkunuz olmasın akıcılığı çok iyi.(Denendi,onaylandı😆😆)


Kitaptan, bende derin etkiler bırakan birkaç alınıtı :


''İnsanlığın en kadim töresi ;bu alemden bir gün elleri bomboş göçeceğini bildiği halde,daima dünya sıkıntısı çekip.kendini ıstırap anaforunda başıboş bırakıp döndürmesidir.''

''Anlattıkları anılar,yaşanmışlıklar,bizi sadece fikir sahibi yapardı hüküm değil.''

''...insanın,ölüm zamanını bilmemesi güzel şey,gelecek adına vaatler verebilir.''

''İnsan,geçmişinin tuvalinde, zamanının renkleriyle geleceğin resmini çizer.''

''Aslında insanı en çok acıtan şey;hayal kırıklıkları değil...Yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.''

''Bizim kader hamurumuz,vatan teknesinde yoğrulmuştur.''

''İnsanın ayağına kadar gelen seyahat imkanı diyordu Kenan,kitaplar için.Kapağını aralamakla bir bilet kesiyordu insan,yapacağı yolculuğa.''

''Sevda,muhattabını bulunca yüreğinde kanat çırpıyor olmalıydı.''

''Kafa karışıklığı aydınlanmanın başlangıcıdır.''

''Bir genç kızın en kıymetli çeyizi edebidir''

''Sonuç olarak ,bizler için biçilmiş rolleri oynamaya geliyorduk dünyaya,tek farkla;bazılarımız iyi oyunculardık,bazılarımız çok amatör.''


Bu aralar sınav haftası ,biliyorum.Ama size tavsiyem kendinizi çok strese sokmamanız.Dünyanın sonu değil sınavlar ama hayat bir kere sahip olunabiliyor.Değerini bilin,sonuna kadar yaşayın.

Hakkınız,hakkımız.

Kendinize çoook iyi bakın ,

Görüşlerinizi benimle paylaşıp yayını +1'lemeyi unutmayın ☺

Hoşçakalın ♡




İnstagram : @love_raxx